KARALAR İNŞAAT 2
Nuran YILMAZ
Köşe Yazarı
Nuran YILMAZ
 

Z KUŞAĞI: GENÇLİK NEREYE GİDİYOR?

Her dönemin kendine özgü bir gençliği oldu. Ama kabul edelim ki, Z Kuşağı olarak adlandırılan bu yeni nesil, bugüne kadar görülmemiş kadar farklı bir dünya algısıyla büyüyor. Biz ebeveynler ise çoğu zaman bu değişimi ya anlamakta zorlanıyoruz ya da sadece "eskiyle kıyaslayarak" yargılıyoruz. Peki gerçekten, gençlik nereye gidiyor? Z Kuşağı; teknolojinin tam ortasında doğan, dijital dünyanın içine gözünü açan bir kuşak. Parmakları klavyeye, gözleri ekrana, dikkati sürekli akan bir bilgi seline alışkın. Onlar için dünya, sadece yaşadıkları şehir değil, aynı anda binlerce insanla etkileşimde oldukları bir sosyal medya evreni. Bu yüzden bazen "gerçek dünyaya" ilgisizmiş gibi görünseler de aslında kendi gerçekliklerini yaşıyorlar. Ancak burada asıl sorulması gereken soru şu: Biz anne babalar olarak çocuklarımızla gerçekten ilgilenebiliyor muyuz? Çocuklarımızın odasında saatlerce bilgisayarda ne yaptığını biliyor muyuz? Takip ettikleri dijital içerikler, örnek aldıkları fenomenler, etkilendikleri ideolojiler hakkında konuşabiliyor muyuz? Yoksa sadece "ders çalış" deyip geçiyor muyuz? Z Kuşağı'nın en büyük ihtiyacı anlaşılmak. Çünkü onlar artık otoriteye boyun eğmek yerine neden-sonuç ilişkisi kurmak istiyor. Sorguluyor, düşünüyor, itiraz ediyorlar. Bu, saygısızlık değil; bu onların karakterinin bir parçası. Onlara söz hakkı tanımadığımız her an, bir adım daha uzaklaşıyorlar bizden. Bir süre sonra aynı evde yaşıyoruz ama başka dünyalarda yürümeye başlıyoruz. Bazen "bizim zamanımızda böyle miydi?" diyoruz. Ama unutmamalıyız ki, bizim zamanımızdaki dünya da böyle değildi. Ne internet vardı, ne sosyal medya, ne dijital arkadaşlıklar. Dolayısıyla eski reçeteler, yeni sorunlara çare olmuyor. Bu gençliği anlamak için onlara sadece öğüt vermek değil, onları dinlemek gerekiyor. Sessiz kaldığında ne düşündüğünü, isyan ettiğinde ne anlatmak istediğini duymak... Çünkü bazen bir ergenin öfkesinin altında anlaşılmama korkusu, değersizlik hissi, yalnızlık yatıyor. Bir bakışımız, bir cümlemiz bile onların geleceğini şekillendirebilir. Z kuşağı kötüye gitmiyor; sadece alışık olmadığımız bir yöne doğru evriliyor. Onları kazanmak istiyorsak, cep telefonlarını yasaklamadan önce onlara kalbimizi açmalıyız. Yargılamadan, küçümsemeden, korkutmadan… Çünkü bu gençlik bizim geleceğimiz. Ve biz, onları ne kadar anlarsak, o gelecek o kadar sağlam olur.
Ekleme Tarihi: 20 Kasım 2025 -Perşembe

Z KUŞAĞI: GENÇLİK NEREYE GİDİYOR?

Her dönemin kendine özgü bir gençliği oldu. Ama kabul edelim ki, Z Kuşağı olarak adlandırılan bu yeni nesil, bugüne kadar görülmemiş kadar farklı bir dünya algısıyla büyüyor. Biz ebeveynler ise çoğu zaman bu değişimi ya anlamakta zorlanıyoruz ya da sadece "eskiyle kıyaslayarak" yargılıyoruz. Peki gerçekten, gençlik nereye gidiyor?

Z Kuşağı; teknolojinin tam ortasında doğan, dijital dünyanın içine gözünü açan bir kuşak. Parmakları klavyeye, gözleri ekrana, dikkati sürekli akan bir bilgi seline alışkın. Onlar için dünya, sadece yaşadıkları şehir değil, aynı anda binlerce insanla etkileşimde oldukları bir sosyal medya evreni. Bu yüzden bazen "gerçek dünyaya" ilgisizmiş gibi görünseler de aslında kendi gerçekliklerini yaşıyorlar.

Ancak burada asıl sorulması gereken soru şu: Biz anne babalar olarak çocuklarımızla gerçekten ilgilenebiliyor muyuz?

Çocuklarımızın odasında saatlerce bilgisayarda ne yaptığını biliyor muyuz? Takip ettikleri dijital içerikler, örnek aldıkları fenomenler, etkilendikleri ideolojiler hakkında konuşabiliyor muyuz? Yoksa sadece "ders çalış" deyip geçiyor muyuz?

Z Kuşağı'nın en büyük ihtiyacı anlaşılmak. Çünkü onlar artık otoriteye boyun eğmek yerine neden-sonuç ilişkisi kurmak istiyor. Sorguluyor, düşünüyor, itiraz ediyorlar. Bu, saygısızlık değil; bu onların karakterinin bir parçası. Onlara söz hakkı tanımadığımız her an, bir adım daha uzaklaşıyorlar bizden. Bir süre sonra aynı evde yaşıyoruz ama başka dünyalarda yürümeye başlıyoruz.

Bazen "bizim zamanımızda böyle miydi?" diyoruz. Ama unutmamalıyız ki, bizim zamanımızdaki dünya da böyle değildi. Ne internet vardı, ne sosyal medya, ne dijital arkadaşlıklar. Dolayısıyla eski reçeteler, yeni sorunlara çare olmuyor.

Bu gençliği anlamak için onlara sadece öğüt vermek değil, onları dinlemek gerekiyor. Sessiz kaldığında ne düşündüğünü, isyan ettiğinde ne anlatmak istediğini duymak... Çünkü bazen bir ergenin öfkesinin altında anlaşılmama korkusu, değersizlik hissi, yalnızlık yatıyor. Bir bakışımız, bir cümlemiz bile onların geleceğini şekillendirebilir.

Z kuşağı kötüye gitmiyor; sadece alışık olmadığımız bir yöne doğru evriliyor. Onları kazanmak istiyorsak, cep telefonlarını yasaklamadan önce onlara kalbimizi açmalıyız. Yargılamadan, küçümsemeden, korkutmadan…

Çünkü bu gençlik bizim geleceğimiz. Ve biz, onları ne kadar anlarsak, o gelecek o kadar sağlam olur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tarafsizhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.