KARALAR İNŞAAT 2

Aylin Cesur TUİK Verilerini Konu Edindi!

GÜNDEM 16.11.2022 - 16:43, Güncelleme: 16.11.2022 - 16:54
 

Aylin Cesur TUİK Verilerini Konu Edindi!

İyi Parti Milletvekili Aylin Cesur TUİK'in verilerindeki anlamsızlığı Meclise Taşıdı
Aylin Cesur'un Meclis konuşması söyle ;  Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Taksim’deki saldırıda hayatını kaybedenlere Yüce Allah’tan Rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek başlamak istiyorum sözlerime ve terörü lanetliyorum. Bu elim olayla gördük ki, dezenformasyon yasasına karşı dile getirdiğimiz itirazlarımızda ne kadar haklıymışız. Dünya ülkemizde patlayan bombayı konuşurken; vatandaşlarımızın haber alma özgürlüğünü,  sosyal medyaya erişim engeliyle elinden aldınız.  Yasak getirecekseniz, eli kanlı kim olduğu ne olduğu bilinmeyenlerin ülkemize girmesine getirin. Her gün şehit cenazesi kaldıran bir ülke olduk. Buna dur demek lazım artık. Durdurun bu kıyımı artık, yazık gidenler bizim canlarımız. Yeni açılım pencerelerinizi de, Mültecilere açtığınız kapıları da kapatın artık. Yasaksız Türkiye diye gelip, Sansürler ülkesi haline getirdiğiniz Türkiye’de  yandaş TÜİK, işsizlik verilerini açıkladı ve tek haneye düşürdük dediğiniz işsizlik oranının yüzde 10,1’e yükselerek, 3 milyon 482 bine çıktığını gördük. Enflasyonla mücadele yerine büyümeyi tercih ettiniz çünkü. Büyümeyi ve kalkınmayı kendisine ilke edinmiş bir partiyiz biz ancak bu enflasyonla olmaz. Büyüme istihdam yaratacak dediniz. Ama istihdam kapasitemiz gitgide azalıyor. TÜİK verileri üretilen katma değer (GSYH) başına yaratılan istihdamın 2000’den bu yana yarı yarıya azaldığını gösteriyor. Her 1 milyon TL milli gelir üretiminde istihdam edilen işçi sayısı 1998’den 2002’ye ortalama 28-30’ken, 2021’de 15’e düşmüş. Anadolu’nun Nabzı Anketi var; resesyondan ve iç pazardaki durgunluktan endişeli her 3 iş insanından 2’si “işçi çıkartmayı düşünüyor musunuz” sorusuna “evet” diyor.  Bir yandan istihdamda yaşanan kriz büyürken; diğer yandan büyüme politikasının yarattığı bölüşüm krizi derinleşiyor. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin başladığı ve Türkiye Ekonomi Modeli’ne geçildiğinin ilan edildiği geçen yılın son çeyreğinden bu yana ücretlilerin büyümeden aldığı pay yüzde 25,4 ile son 20 yılın en düşük seviyesine geriledi. Bu sizin ışıltılı büyümenin sürdürülebilir bir tarafı yok; yüksek enflasyon ve dolarizasyon nedeniyle çalışanın alım gücü de her geçen gün düşüyor, refah getirmiyor yani.  Gelir dağılımı adaletsizliği büyüyor, ücretliler alın terinin hakkını alamıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçe sunumunda Sayın Bakan Nebati: “Avrupa Merkez Bankası tarafından uzun dönemli verilerle yapılan çalışmalara göre, tüketici eğilimi anketine katılan hane halklarının yüzde 73’ü açıklanan enflasyonun beş katını hissediyor, bu oran ülkemiz için sadece iki kattır” dedi.  Sayın Bakana orda sorma imkanım olmadı, Sayın Bakan Avrupa’da enflasyon yüzde kaç acaba sizin epistemoloji buna bakıyor mu? Bizi kıskanan Almanya’da Ekim’de yüzde 10,4’e çıktı ve Aralık 1951'den bu yana en yüksek seviye bu.  Almanların hissettiği enflasyon en az 5 kat olsa; yüzde 50,4 olur. Bakana göre bizde iki katmış ya; bu demek oluyor ki, yandaş TÜİK’le bile yıllık enflasyon 170’i aşıyor. Bu vesileyle TÜİK’in gizlemeye çalıştığı enflasyon gerçeğini ortaya çıkardığı için Sayın Bakana buradan teşekkür ediyorum. Ne olmuş yanlız biliyor musunuz? Nöroiktisadi heterodoks epistemolojik ekonomi modeli, olmuş “nörotoksik sistematik batırma modeli”.  Bu teklifte, Alevi vatandaşlarımızı ilgilendiren madde düzenlemeleri var.  Söz aldığım 15. Madde Cemevlerinin bakım ve onarımlarının il özel idaresi tarafından yapılmasını öngörülüyor, Cemevlerinin bakım onarımlarının devlet eliyle yapılmasını gerekli desteğin verilmesini olumlu buluyoruz ancak Alevi vatandaşların sorunlarının çözümüne yönelik iyi ama eksik ve yetersiz bir adım bu. Çok önemli bir konu bu ve sorunlarının çözümüne  ilişkin doğru kararların alınabilmesi için, ihtisas komisyonlarında detaylı incelenmesi, kapsamlı bir kanun yapılması gerekli. Alevi vatandaşlarımız da geçen hafta bu sebeple kanun teklifini Meclis önünde protesto etmek istedi ve Alevi kurumları temsilcileri polis müdahalesi ile karşılaştı. Meclis önünde attıkları sloganlarından birini, onları engellerken duymamış olabilirsiniz diye ben söyleyeyim; Diyorlar ki "Alevilik torbaya sığmaz"; bu iktidarın bir ‘seçim yatırımı’dır ve bize yapılmış bir saygısızlıktır” diyorlar. Bir başka görmezden gelinen grup, İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan yaralanmadan askerlerlerimiz yani Muharip Gazilerimiz. Son yıllarda yapılan düzenlemelerle gazilik tanımında değişiklikler oldu, gazilerimiz arasında verilen haklara ilişkin ayrımcılık yaratıldı. Gazilerimizin hepsi birdir. Muharip Gazilerimiz Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından harbe fiilen katılan, hayatta kalarak savaşa devam eden, hedefe ve zafere ulaşan askerlerimizdir. Cumhuriyetimizin en büyük gazisi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yaşayan canlı temsilcileridir. Meclisimizden geçen yasal düzenlemelerde gazilerimize ilişkin haklarda ayrımcılık yapılmasıyla; eşitlik ilkesine aykırı hak dağılımına sebep olundu. En fazla Muharip Gazilerimiz mağdur. 1005 Sayılı Yasa ile Kore ve Kıbrıs Gazilerine verilmekte olan ŞEREF AYLIĞI  7 Mart 2007’de çıkarılan 5595 Sayılı Kanunla “ Sosyal Güvencesi olan ve olmayan” şeklinde ikiye ayrılarak farklı ödenmeye başlandı. 15 yıldan beri uygulanmakta olan bu düzenleme ile sosyal güvencesi olan gaziler ile olmayanlar arasındaki fark oransal olarak 2.75 kat arttı. Muharip Gaziler kendi aralarındaki bu eşitsizliğin giderilmesini, bazı çevrelerce yapılan “ şerefli gazi, 3. sınıf gazi“ şeklindeki aşağılamanın son bulmasını istiyorlar, haklılar. Bu sorun, sosyal güvencesi olmayanlar için gösterge rakamının artırılması ile kısmen giderilebilir. Gazi sayılan gruplara faizsiz toplu konut kredisi verilirken; Muharip Gazilerimiz bu haktan da mahrum. Hiç değilse, 70 yaşın üzerinde olan ve kendilerine ait bir konutu bulunmayan Muharip Gazilerimizin bu uygulamadan yararlanmasını sağlayın. Vatani görevlerini er ve erbaş olarak yapan Muharip Gazilerin, orduevleri ve askeri sosyal tesis ve kamplardan yararlanma, yeşil pasaport, çocuklarına istihdam, eğitim ve evlilik yardımı vb. istekleri de bulunmakla birlikte asıl talepleri başka ülkelerde görülen toplumsal saygının esirgenmemesi.  
İyi Parti Milletvekili Aylin Cesur TUİK'in verilerindeki anlamsızlığı Meclise Taşıdı

Aylin Cesur'un Meclis konuşması söyle ; 

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Taksim’deki saldırıda hayatını kaybedenlere Yüce Allah’tan Rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek başlamak istiyorum sözlerime ve terörü lanetliyorum.

Bu elim olayla gördük ki, dezenformasyon yasasına karşı dile getirdiğimiz itirazlarımızda ne kadar haklıymışız. Dünya ülkemizde patlayan bombayı konuşurken; vatandaşlarımızın haber alma özgürlüğünü,  sosyal medyaya erişim engeliyle elinden aldınız. 

Yasak getirecekseniz, eli kanlı kim olduğu ne olduğu bilinmeyenlerin ülkemize girmesine getirin. Her gün şehit cenazesi kaldıran bir ülke olduk. Buna dur demek lazım artık. Durdurun bu kıyımı artık, yazık gidenler bizim canlarımız. Yeni açılım pencerelerinizi de, Mültecilere açtığınız kapıları da kapatın artık.

Yasaksız Türkiye diye gelip, Sansürler ülkesi haline getirdiğiniz Türkiye’de  yandaş TÜİK, işsizlik verilerini açıkladı ve tek haneye düşürdük dediğiniz işsizlik oranının yüzde 10,1’e yükselerek, 3 milyon 482 bine çıktığını gördük.

Enflasyonla mücadele yerine büyümeyi tercih ettiniz çünkü. Büyümeyi ve kalkınmayı kendisine ilke edinmiş bir partiyiz biz ancak bu enflasyonla olmaz.

Büyüme istihdam yaratacak dediniz. Ama istihdam kapasitemiz gitgide azalıyor.

TÜİK verileri üretilen katma değer (GSYH) başına yaratılan istihdamın 2000’den bu yana yarı yarıya azaldığını gösteriyor.

Her 1 milyon TL milli gelir üretiminde istihdam edilen işçi sayısı 1998’den 2002’ye ortalama 28-30’ken, 2021’de 15’e düşmüş.

Anadolu’nun Nabzı Anketi var; resesyondan ve iç pazardaki durgunluktan endişeli her 3 iş insanından 2’si “işçi çıkartmayı düşünüyor musunuz” sorusuna “evet” diyor. 

Bir yandan istihdamda yaşanan kriz büyürken; diğer yandan büyüme politikasının yarattığı bölüşüm krizi derinleşiyor.

Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin başladığı ve Türkiye Ekonomi Modeli’ne geçildiğinin ilan edildiği geçen yılın son çeyreğinden bu yana ücretlilerin büyümeden aldığı pay yüzde 25,4 ile son 20 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Bu sizin ışıltılı büyümenin sürdürülebilir bir tarafı yok; yüksek enflasyon ve dolarizasyon nedeniyle çalışanın alım gücü de her geçen gün düşüyor, refah getirmiyor yani.  Gelir dağılımı adaletsizliği büyüyor, ücretliler alın terinin hakkını alamıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçe sunumunda Sayın Bakan Nebati: “Avrupa Merkez Bankası tarafından uzun dönemli verilerle yapılan çalışmalara göre, tüketici eğilimi anketine katılan hane halklarının yüzde 73’ü açıklanan enflasyonun beş katını hissediyor, bu oran ülkemiz için sadece iki kattır” dedi. 

Sayın Bakana orda sorma imkanım olmadı, Sayın Bakan Avrupa’da enflasyon yüzde kaç acaba sizin epistemoloji buna bakıyor mu? Bizi kıskanan Almanya’da Ekim’de yüzde 10,4’e çıktı ve Aralık 1951'den bu yana en yüksek seviye bu. 

Almanların hissettiği enflasyon en az 5 kat olsa; yüzde 50,4 olur. Bakana göre bizde iki katmış ya; bu demek oluyor ki, yandaş TÜİK’le bile yıllık enflasyon 170’i aşıyor. Bu vesileyle TÜİK’in gizlemeye çalıştığı enflasyon gerçeğini ortaya çıkardığı için Sayın Bakana buradan teşekkür ediyorum.

Ne olmuş yanlız biliyor musunuz? Nöroiktisadi heterodoks epistemolojik ekonomi modeli, olmuş “nörotoksik sistematik batırma modeli”. 

Bu teklifte, Alevi vatandaşlarımızı ilgilendiren madde düzenlemeleri var.  Söz aldığım 15. Madde Cemevlerinin bakım ve onarımlarının il özel idaresi tarafından yapılmasını öngörülüyor, Cemevlerinin bakım onarımlarının devlet eliyle yapılmasını gerekli desteğin verilmesini olumlu buluyoruz ancak Alevi vatandaşların sorunlarının çözümüne yönelik iyi ama eksik ve yetersiz bir adım bu.

Çok önemli bir konu bu ve sorunlarının çözümüne  ilişkin doğru kararların alınabilmesi için, ihtisas komisyonlarında detaylı incelenmesi, kapsamlı bir kanun yapılması gerekli.

Alevi vatandaşlarımız da geçen hafta bu sebeple kanun teklifini Meclis önünde protesto etmek istedi ve Alevi kurumları temsilcileri polis müdahalesi ile karşılaştı.

Meclis önünde attıkları sloganlarından birini, onları engellerken duymamış olabilirsiniz diye ben söyleyeyim; Diyorlar ki "Alevilik torbaya sığmaz"; bu iktidarın bir ‘seçim yatırımı’dır ve bize yapılmış bir saygısızlıktır” diyorlar.

Bir başka görmezden gelinen grup, İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan yaralanmadan askerlerlerimiz yani Muharip Gazilerimiz. Son yıllarda yapılan düzenlemelerle gazilik tanımında değişiklikler oldu, gazilerimiz arasında verilen haklara ilişkin ayrımcılık yaratıldı.

Gazilerimizin hepsi birdir. Muharip Gazilerimiz Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarından harbe fiilen katılan, hayatta kalarak savaşa devam eden, hedefe ve zafere ulaşan askerlerimizdir.

Cumhuriyetimizin en büyük gazisi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yaşayan canlı temsilcileridir.

Meclisimizden geçen yasal düzenlemelerde gazilerimize ilişkin haklarda ayrımcılık yapılmasıyla; eşitlik ilkesine aykırı hak dağılımına sebep olundu.

En fazla Muharip Gazilerimiz mağdur. 1005 Sayılı Yasa ile Kore ve Kıbrıs Gazilerine verilmekte olan ŞEREF AYLIĞI  7 Mart 2007’de çıkarılan 5595 Sayılı Kanunla “ Sosyal Güvencesi olan ve olmayan” şeklinde ikiye ayrılarak farklı ödenmeye başlandı.

15 yıldan beri uygulanmakta olan bu düzenleme ile sosyal güvencesi olan gaziler ile olmayanlar arasındaki fark oransal olarak 2.75 kat arttı.

Muharip Gaziler kendi aralarındaki bu eşitsizliğin giderilmesini, bazı çevrelerce yapılan “ şerefli gazi, 3. sınıf gazi“ şeklindeki aşağılamanın son bulmasını istiyorlar, haklılar.

Bu sorun, sosyal güvencesi olmayanlar için gösterge rakamının artırılması ile kısmen giderilebilir.

Gazi sayılan gruplara faizsiz toplu konut kredisi verilirken; Muharip Gazilerimiz bu haktan da mahrum. Hiç değilse, 70 yaşın üzerinde olan ve kendilerine ait bir konutu bulunmayan Muharip Gazilerimizin bu uygulamadan yararlanmasını sağlayın.

Vatani görevlerini er ve erbaş olarak yapan Muharip Gazilerin, orduevleri ve askeri sosyal tesis ve kamplardan yararlanma, yeşil pasaport, çocuklarına istihdam, eğitim ve evlilik yardımı vb. istekleri de bulunmakla birlikte asıl talepleri başka ülkelerde görülen toplumsal saygının esirgenmemesi.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tarafsizhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.